queenmarliyn
benbulutolucam:

kendi-kalemimden:

tugbakarademir:

- çocukluk ediyorsun! o kızla birlikte büyüdük biz, beraber cafeye gitmemizde ne var yani? bana güvenmiyor musun sen?+ güvenmekle zerre ilgisi yok bunun. sana kendimden bile çok güveniyorum. ama etrafında kadın ya da erkek, kimsenin olmasına dayanamıyorum ben. adın başka dudağa değince bile aklım gidiyor. bunun adına ister kıskançlık de, ister takıntı, ister çocukluk, ister hastalık… ben çok sevmek diyorum. kaldı ki asla sana karşı olgun bi kadın profili çizmeye kalkışmadım. hep çocuksu bi yanım vardı. ben hep buydum. beni tanıdığında ve sevdiğini söylediğinde de farksızdım. olmadığım biri gibi davranmadım. seni sevdim, benim ol istemedim; sadece benim ol istedim. bana ait. tek benim. bu belki boğmak seni, belki hata, umurumda değil. ama ben sadece seninsem ve senin için var olan her şeyden vazgeçip sana “her şeyimsin” diyebiliyorsam, bundan gocunmuyorsam, bana yetiyorsan, sana yetebilmeliyim. en yakın dostun, sevgilin, eşin, annen, ablan, kardeşin ve hatta kızın olabilmeliyim. çocukluk ettiğimde başımı şefkatle okşayıp alnımdan öpebilmelisin. çünkü çok sevmek bazen bunu gerektirir. senin karnın açken tek lokma yiyemeyen, sen üşürken titreyen, hastayken başında asırlarca sabahlayabilecek bi kadınım. bir şeye üzüldüğünde hele seni ben üzmüşsem kerpetenle sökülüyor kaburgalarım. sana kolum, kanadım, sana solum, sana kadınım, sana aşığım. ama ben asla güçlü bi kadın değilim. zayıf ve hayata karşı hep tektim. şimdi sen geldin. sırtımı sana yaslayıp biraz soluklandım. soluklanırken kokun değdi burnuma, hayatı yaşamaya değer kıldın. kalktın bi sarıldın, göğsüne gömüldüm, güvende hissettim ilk defa. arkadaşıyla kavga ederken “benim babam senin babanı döver” diyen küçük bi kız çocuğu gibi, hayata karşı işaret parmağımı sallayıp “sevdiğim adam seni çok pis döver, bana hiçbir şey yapamazsın artık” dedim. seni evlat bildim, sana evlat oldum geldim. işin aslı ben hiçbir zaman olgun bi kadın gibi görünmek istemedim. bana kendimi prenses gibi hissettirmeni de beklemedim. sadece olduğum gibi sev istedim. bir çocuk büyütmek işine gelmiyorsa, çok sevilmek rahatsız ediyorsa, yeterince sevemiyorsan, benim uğruma fedakarlİk edemiyorsan, vazgeçebilirsin de. hayat beni kızgın demirlerle karşılar evet ama senin beni yeterince sevmeyişin kadar hiçbir şey acıtmaz. ben bi çocuğum bazen, çizgifilm seyrederim, oyun oynarım, istediğim bir şey olmadığında ağlarım, kırılırsam kırıldım değil küstüm derim, oyuncakları severim, masallara inanırım, kabus görünce yorganı kafama kadar çekerim, abur cuburla mutlu olurum, bazen mantıksız konuşurum ama en temiz ve en koyu ben severim. bana katlanamıyorsan, sen bilirsin. gidersen en fazla ağlarım yani…- baba olmak için çok gencim ama gel buraya, çocuk kalbinden öpeceğim. ah şiirim, aklım bazen almıyor seni, kalbime koyuyorum ben de.* şiir zaten akıl işi değil* + gözlerin… yaşard…- mutluluktan sevgilim. mutluluktan. yemin ederim, beni annem bile böyle sevmedi. Mavi Tuğba Karademir

Okurken insanın aklından tek bir şey geçiyor. Bunu yazan insanın ne kadar harika olduğu.

Okurken hafiften bi çüş dedim. Harika.

benbulutolucam:

kendi-kalemimden:

tugbakarademir:

- çocukluk ediyorsun! o kızla birlikte büyüdük biz, beraber cafeye gitmemizde ne var yani? bana güvenmiyor musun sen?
+ güvenmekle zerre ilgisi yok bunun. sana kendimden bile çok güveniyorum. ama etrafında kadın ya da erkek, kimsenin olmasına dayanamıyorum ben. adın başka dudağa değince bile aklım gidiyor. bunun adına ister kıskançlık de, ister takıntı, ister çocukluk, ister hastalık… ben çok sevmek diyorum. kaldı ki asla sana karşı olgun bi kadın profili çizmeye kalkışmadım. hep çocuksu bi yanım vardı. ben hep buydum. beni tanıdığında ve sevdiğini söylediğinde de farksızdım. olmadığım biri gibi davranmadım. seni sevdim, benim ol istemedim; sadece benim ol istedim. bana ait. tek benim. bu belki boğmak seni, belki hata, umurumda değil. ama ben sadece seninsem ve senin için var olan her şeyden vazgeçip sana “her şeyimsin” diyebiliyorsam, bundan gocunmuyorsam, bana yetiyorsan, sana yetebilmeliyim. en yakın dostun, sevgilin, eşin, annen, ablan, kardeşin ve hatta kızın olabilmeliyim. çocukluk ettiğimde başımı şefkatle okşayıp alnımdan öpebilmelisin. çünkü çok sevmek bazen bunu gerektirir. senin karnın açken tek lokma yiyemeyen, sen üşürken titreyen, hastayken başında asırlarca sabahlayabilecek bi kadınım. bir şeye üzüldüğünde hele seni ben üzmüşsem kerpetenle sökülüyor kaburgalarım. sana kolum, kanadım, sana solum, sana kadınım, sana aşığım. ama ben asla güçlü bi kadın değilim. zayıf ve hayata karşı hep tektim. şimdi sen geldin. sırtımı sana yaslayıp biraz soluklandım. soluklanırken kokun değdi burnuma, hayatı yaşamaya değer kıldın. kalktın bi sarıldın, göğsüne gömüldüm, güvende hissettim ilk defa. arkadaşıyla kavga ederken “benim babam senin babanı döver” diyen küçük bi kız çocuğu gibi, hayata karşı işaret parmağımı sallayıp “sevdiğim adam seni çok pis döver, bana hiçbir şey yapamazsın artık” dedim. seni evlat bildim, sana evlat oldum geldim. işin aslı ben hiçbir zaman olgun bi kadın gibi görünmek istemedim. bana kendimi prenses gibi hissettirmeni de beklemedim. sadece olduğum gibi sev istedim. bir çocuk büyütmek işine gelmiyorsa, çok sevilmek rahatsız ediyorsa, yeterince sevemiyorsan, benim uğruma fedakarlİk edemiyorsan, vazgeçebilirsin de. hayat beni kızgın demirlerle karşılar evet ama senin beni yeterince sevmeyişin kadar hiçbir şey acıtmaz. ben bi çocuğum bazen, çizgifilm seyrederim, oyun oynarım, istediğim bir şey olmadığında ağlarım, kırılırsam kırıldım değil küstüm derim, oyuncakları severim, masallara inanırım, kabus görünce yorganı kafama kadar çekerim, abur cuburla mutlu olurum, bazen mantıksız konuşurum ama en temiz ve en koyu ben severim. bana katlanamıyorsan, sen bilirsin. gidersen en fazla ağlarım yani…
- baba olmak için çok gencim ama gel buraya, çocuk kalbinden öpeceğim. ah şiirim, aklım bazen almıyor seni, kalbime koyuyorum ben de.* şiir zaten akıl işi değil* 
+ gözlerin… yaşard…
- mutluluktan sevgilim. mutluluktan. yemin ederim, beni annem bile böyle sevmedi. 

Mavi Tuğba Karademir

Okurken insanın aklından tek bir şey geçiyor. Bunu yazan insanın ne kadar harika olduğu.

Okurken hafiften bi çüş dedim. Harika.